Neden Simülasyon Destekli
Eğitim Programları Öğrenmeyi Daha Kolaylaştırır!
Eğitim
dünyasında, deneysel öğrenme metodu olan “simülasyonun”
oldukça eski ve başarılı bir geçmişi vardır. Sağlık,
havacılık ve askeri alanlarda yapılan eğitimlerde 100
yılı aşkın zamandır kullanılmaktadır. Bu tür
simülasyonların hazırlanması çok yüksek maliyetlere mal
olduğundan, uzun yıllar diğer eğitim alanlarında pek
fazla kullanılma olanağı bulunamamıştır. Ancak son
yıllardaki teknolojik gelişmeler ve maliyetlerdeki
düşüşler çok daha fazla alanda simülasyonların
kullanımına olanak tanımıştır. Bu alanlardan biri de
çalışanların yetkinliklerin geliştirilmesi alanıdır.
(Fotoğraf 1910
yılında Fransa da çekilmiş ilk pilot simülasyonudur)
Simülasyon destekli eğitim programlarının neden daha çok
işe yaradığını anlayabilmek için, yetişkin eğitiminin
prensiplerini (1)irdelemekte
yarar olacaktır;
Öğrenenin
öğrenmekteki amacı
Formel eğitim
hayatı boyunca eğitimin odağı Ne sorusuna cevap
vermektir [içerik]. Hâlbuki yetişkin birinin amacı,
bunun daha ötesine gidip Neden [öğrenmenin amacı]
ve Nasıl [eğitim süreci] sorularının da
cevaplarını bulmaktır. Neden sorusunun cevabı
öğrenen için uygun olmalıdır. Nasıl sorusunun
cevabı ise, öğreneni de sürecin içine alan, aktif olarak
yaparak durumu idrak etmesini sağlayan bir yöntem
olmalıdır. Simülasyonlar öğreneni gerçek iş dünyası
problemleri ile karşı karşıya getirmektedir. Yani kendi
yaşadıkları ile doğrudan bir ilişki söz konusudur.
Öğrenme sürecinde yaşadıkları, eğitim konusunu ve
amacını daha iyi bir şekilde kavramasına ve bu
deneyimini gerçek hayata taşımasına yardımcı olmaktadır.
Öğrenmenin
konsepti
Formel eğitim
süreci boyunca ders/sınıf, geçme/kalma gibi
derecelendirme söz konusudur ve anne, baba gibi aile
bireylerine karşı kendilerini sorumlu hissetmek mevzu
bahistir. Hâlbuki yetişkin biri artık otonomdur ve
sadece kendine karşı sorumludur. Öğrenci öğretmeni,
kendine bilgi aktaran, kendini sınavdan geçiren veya
bırakan kişi olarak görmekte iken, yetişkin öğrenen ise
eğitimciyi bilgi ve tecrübesinden faydalanılacak kişi
olarak görmektedir. Eğer Ne ve Neden
sorularının cevaplarını da kendine uygun buldu ise artık
bu kişi daha fazlası için talep edecektir. Simülasyonlar
bu konuda da çok uygun bir yöntemdir. Katılımcının süreç
içerisinde alacağı kararlar için, takım arkadaşları
dışında, ebeveyn, öğretmen gibi diğerlerinin onayını
alması gerekmemektedir. Doğal olarak da aldığı
kararların sonuçlarına katlanacaktır. Simülasyon
kurgusuna bağlı olarak bu sonuçların başarısı ya da
başarısızlığı izafi olacaktır. İşin güzel yanı, birçok
simülasyonlu eğitimimizden çıkan sonuç, en başarısız
takımların eğitimden en yüksek katkıyı elde ettiğidir.
Çünkü seminer sonunda bu takımlar “biz ne hatalar
yaptık?” diye kendilerini sorgulamak zorunda
hissetmektedirler.
Öğrenenin
daha önceki tecrübesi
Farklı
tecrübelerden gelen katılımcıların olduğu eğitimlerde
tecrübelerin paylaşımı eğitim programını
zenginleştirmektedir. Grup içi tartışmalar, konunun daha
derinine anlaşılmasına ve yeni fikirler elde edilmesine
yardımcı olur. Ancak bazen tecrübe önyargılı
davranılmasına da neden olabilir. Bu durumda
eğitimcinin, bir öğretmenden çok, amaca ulaşmak için
süreci yöneten bir lider olarak davranması gerekir.
Yanlış bir ön yargıyı düzelten en iyi yöntem,
simülasyonda alınacak bir başarısızlıktır.
Öğrenmeye
hazır olma ve motivasyon
Klasik
öğrencinin amacı dersi geçmek iken, yetişkin birinin
öğrenmedeki amacı öğrendiklerini iş yaşamına taşımak ve
iş becerilerini geliştirmektir. Simülasyonlu eğitimlerde
katılımcıların yüksek motivasyonu, çalışmalar sırasında
gösterdikleri heveste kolayca görülmektedir. Bu tür
eğitimlerde çok uzun saatlere kadar çalışanları görmek
hiç şaşırtıcı olmamaktadır. Sürecin hoş ve üretken
olması onların coşkuyla çaba göstermesine neden
olmaktadır. Simülasyonlu eğitimlerinin birçoğunun ortak
noktaları şunlardır:
Öğrenme
Öğrendiğini
Uygulama
Uyguladığının Sonucunu Alma
Alınan
Sonuçları Rekabet Ortamında Kıyaslama
“Duyarım
Unuturum… Görürüm Hatırlarım… Yaparım Bilirim…”
Confucius MÖ 450