Ticaret kültürü en gelişmiş
toplum olan Ingilizler, çocuklarına iş hayatını nasıl
öğretiyor? Zamanın birinde bir çiftikte kırmızı ibikli
küçük bir tavuk yaşarmıs.
Tavuk kendi yiyeceğini kendi bulur ve bu güzel çiftlikte
çok mutlu bir hayat yaşarmış.
Bir gün buğday taneleri bulmuş ve bunları ekerek daha
çok yiyecek elde edeceğini düşünmüş. Ancak nasıl ekeceğini
bilmedigi için arkadaşlarından yardım istemiş:
- Bu buğday tanelerini ekmek için kim bana yardım edecek
?
Ördek cevaplamış:
- Ben yardım edemem, ancak istersen sana kahve tohumu
satabilirim. Buğday yerine kahve ekersen, çok para kazanır
ve istedigin kadar buğdayı alırsın.
Domuz oradan seslenmis:
- Ben de yardım edemem, ancak kahve ekersen ürünlerini
ben satın alırım.
Fare hemen atlamış:
- Ben buğday ekiminden anlamam ancak kahve ekmek için
gereken parayı sana borç verebilirim, sonra ödersin. Ticaretten
ve tarımdan anlamayan kırmızı ibikli şirin tavuk, bu sözler
sonrasında kahve ekmeye karar vermiş ve buğdaydan vazgeçmiş.
Ancak kahve nasıl ekilir bilmediğinden yine yardım istemiş:
- Kahve ekmek için kim bana yardım edecek ?
Ördek:
- Ben yardım edemem, ancak kahvenin çabuk büyümesi için
gereken gübreyi sana satabilirim demis.
Domuz:
- Ben kahve yetiştirmekten anlamam ancak kahveleri zararlı
böceklerden korumak için ilaca ihtiyacın var, istersen
sana satarım demiş.
Fare de:
- Gübre ve ilaç için gereken parayı istersen sana borç
olarak veririm demiş.
Sonunda kırmızı ibikli tavuk çalışmaya başlamış, çalışmıııııııış
çalışmış. Kahve yetiştirmek buğday yetiştirmekten daha
zormuş ve daha çok gübre ve ilaç gerekiyormuş.
Ama tavuğumuz sonunda çok zengin olacağını hayal ederek
sabretmiş.
Ve sonunda hasat zamanı gelmiş ve gerçekten de tavuk çok
miktarda ürün elde etmiş, kendisine yol gösteren arkadaşlarına
seslenmiş:
- Kahveleri satmama kim yardım edecek.
Ördek:
- Ben yardım edemem, ancak kahveleri işlemek ve paketlemek
için benim fabrikama getirmelisin.
Domuz: - Ben de yardım edemem, zaten her önüne gelen kahve
ektiği için kahve fiyatları çok düştü, senin kahven beş
para etmez.
Fare: - Ben bu islerden anlamam, ayrıca artık sana verdiğim
borçları ödemen lazım. Sonunda kırmızı ibikli küçük tavuk
gerçeğin farkına varmış ve buğday yerine kahve ekmenin
büyük bir hata oldugunu anlamış, çünkü borç içinde imiş
ve yiyecek tek bir lokması yokmuş.
Açlıktan ölmemek için yine yardım istemiş:
- Yiyecek bir kaç lokma bulmama kim yardım edecek ?
Ördek:
- Ben yardım edemem, senin hiç paran yok.
Domuz:
- Ben de yardım edemem, zaten herkes kahve ektiği için
buğday eken de kalmadı, yiyecek yok.
Fare:
- Ben yiyecek bulamam. Ancak bana borçlarını ödemediğin
için para yerine senin tarlanı almak zorundayım, iyi bir
tavuk olursan, belki senin o tarlada boğaz tokluğuna çalışıp,
benim için buğday yetiştirmene izin verebilirim.
Şimdilerde bizim kırmızı ibikli küçük tavuğumuz, artık
farenin olan eski tarlasında buğday yetiştiriyor ve karnını
doyurmaya çalışıyor.
Kaynak : İngiltere de ilkokullarda okuma kitabı olarak
okutulan "The Little Red Hen" kitabından alınmıştır.