Geçtiğimiz yıl 29 Eylül tarihinde Marketingist için
hazırladığım inovasyon konulu konuşmamda, günümüzde
inovasyon kavramının ne kadar ilgi çekici olduğunu bir
anlamda sayısal olarak da ifade edebilmek için google.com
ve amazon.com sitelerinde inovasyon ile ilgili ulaştığım
arama sonuçlarını paylaşmıştım. O tarihte google.com’da
“innovation” sözcüğünü aradığımda 220.000.000 sonuca,
amazon.com’da ise 160.000 kitaba ulaşabilmiştim. Bu
hafta başında inovasyon seminer programlarımızla ilgili
bir toplantıya gitmeden önce aynı aramayı tekrar yaptım,
karşılaştığım sonuç gerçekten çok çarpıcıydı. Aradan
sadece dört ayı biraz aşkın bir süre geçmiş olmasına
rağmen google.com’daki arama sonucu 641.000.000’e
ulaşmıştı, amazon.com ise inovasyon ile ilgili 179.000
kitabı satışa sunmaktaydı.
Gerçek 2:
IBM Business Services tarafından geçtiğimiz yıl dünya
genelinde, 20 farklı sektörde, 765 CEO’nun katılımıyla
gerçekleştirilen araştırma raporuna göre; çalışmaya
katılan tüm üst düzey yöneticiler, iki yıl içerisinde iş
konularının önemli ölçüde değişeceğini öngörmekle
birlikte, inovasyonun da gündemlerinde ilk sıralarda yer
aldığını ifade etmişlerdir.
Bu iki gerçek doğrultusunda varılabilecek birkaç önemli
çıkarım olmakta;
1.İnovasyon önümüzdeki dönemde gündemin ilk
sıralarında yer almaya devam edecek.
2.İnovasyonla ilgili söylenecekler henüz bitmedi…
3.Sektörden, meslek grubundan, çalışma
koşullarından bağımsız herkes için inovasyonla ilgili
bir gelişim alanı var, bunun üzerinde düşünenler ve yol
haritalarını bu paralelde geliştirebilenler ayakta
kalabilecek.
4.İnovasyon sınavında başarılı olamayanlar, oyunda
kalmaya devam edemeyecekler…
Sonuç olarak, iş oyununun kuralları değişiyor, biz
istesek de istemesek de, farkında olsak da olmasak da…
Bazen heyecanlanarak, bazen de bir köşeye sinip neler
olduğunu uzaktan izleyerek dünyanın yeni bir çağa adım
atışını deneyimliyoruz.
Bu durum aslında bizi bir seçim yapmaya zorluyor; daha
önce öğrenmiş olduğumuz her şeye yapışıp kalacak mıyız
-güvenlik çemberimizi terk etmeden, yavaş yavaş da panik
duymaya başlayarak, sadece hayatta kalmaya mı
çalışacağız,- yoksa eski köye yeni adetler getirerek
“Yaratıcı Olma Cesaretini” gösterecek miyiz?
Yaratıcı
Olma Cesareti
Bilmek ve yapmak arasındaki fark belki de bugün tüm
zamanlardan çok daha kritik önem taşımakta. Hepimiz
inovasyonun ne kadar önemli olduğunu biliyoruz, ama
kaçımız gerçekten taşıdığımız potansiyele ihanet etmeden
bu cesareti gösterebiliyoruz.
Mark Twain’in de dediği gibi cesaret korkmamak
değildir, aksine çok korkmak ama yine de “ben varım”
diyebilmek ve harekete geçebilmektir.
İyi haber, hepimiz yaşamımızın bir bölümünde bu
cesarete sahiptik, hem de “Acaba ben cesur muyum diye”
hiç düşünmeden, sahip olduğumuz yaratıcılık
potansiyelini ortaya koyuyorduk. Çocukken hepimiz çok
cesurduk, yaratıcıydık, sonra büyüdük ve sadece çok
azımız kendi potansiyeline inanmaya devam ediyor. Büyük
bir çoğunluk ise “eyvah artık inovasyon yapmamız
gerekiyor” paniğiyle, belki sürekli bir şeyler okumaya
çalışıyor, teorik modeller ve teknikleri ezberleyip,
başkalarının başarı hikayelerini okuyor. Bunların hepsi
gerçekten çok faydalı, ancak sadece “bilmek” adına, tüm
bu bildiklerimizi hayata geçirebilmek için daha farklı
bir değere ihtiyacımız var- aslında zaten sahip
olduğumuz, ama biz büyüdükçe üzeri biraz tozlanmış olan
ve hatta zaman zaman bizim bile unuttuğumuz bir erdem:
Yaratıcı olma cesareti.
Eğer
hatırlamak istiyorsanız, çevrenizde resim yapan ya da
sadece adını yazmaya çalışan bir çocuğa bakın. Ne kadar
yaratıcı olduğunu göreceksiniz. O çocuk için o anda
sadece resim yapmak var, başka hiçbir şey yok. Tüm dünya
o kağıtta ve renkli boyalarda… O çocuk, o anda sınırsız
bir yaratıcı, hiçbir kutucuk içinde değil, üzerinde
hiçbir maske yok.
Hatırlayın siz de bir zamanlar, bundan on yıl önce,
yirmi yıl önce resim yapıyordunuz…
İnovasyon
Süreci
Yaratıcı olma cesareti inovasyon sürecinin ilk adımı,
bu adımı ancak sistematik bir yaklaşımın izlemesi
durumunda, sürdürülebilir ve yönetilebilir bir başarı
elde edilecektir. Bu gerçekten yola çıkarak, Wilson
Learning ve William Miller’in birlikte geliştirdikleri
“İnovasyonu Yaşamak” programında, inovasyon süreci
bireysel, takım ve kuruluş düzeylerinde uygulamaya
yönelik adımlarla aktarılmaktadır. Bu programda temel
amaç inovasyon sürecinin, sadece bir takım kişilerin
veya meslek gruplarının tekelinde olmadığının altını
çizmek ve yeni bir değer yaratabilmek için ilham
gelmesinden daha ötede, tanımlanabilir gerekliliklerinin
olduğunu aktarmaktır. İş süreçlerine, ürün veya
hizmetlere ya da sadece operasyona yönelik bir
inovasyondan söz edebilmenin ilk aşaması, bu sürece
dahil olacak tüm kişilerin ciddi anlamda ev ödevleri
olduğunu bilmeleri olacaktır. Bu hazırlık aşamasını,
elde edilen tüm bilgilerin birlikte değerlendirildiği,
farklı olasılıkların geliştirildiği kuluçka aşaması
izlemektedir. Bu iki adım ne ölçüde güçlü olursa, fikrin
doğuşu da aynı ölçüde heyecan verici olacaktır. Thomas
Edison’un ampulü icat etmesinin öncesinde 999 tane sonuç
alamadığı çalışma sonrasında, neden vazgeçmediğini soran
çevresindeki kişilere verdiği yanıt, belki de ev
ödevinin önemini en güzel vurgulayan ifadedir; “Ben 999 tane ampulün nasıl
olmayacağına ilişkin yol buldum, 1000. denememde de
başarılı oldum.” Edison uzun yıllar boyunca
vazgeçmeden deneme cesaretini göstermiştir, tıpkı
Einstein’ın tüm hayatını izafiyet teoremine adama
cesaretini göstermesi gibi…
Fikrin doğuşundan sonra, yapılacak olan geliştirme
çalışmaları ve bu amaçla hazırlanan eylem planları,
yaratıcılığın ticari bir değere dönüşmesini
sağlayacaktır. İnovasyonu yaşamak programı,
katılımcıların gerçek profesyonel yaşamlarındaki
inovasyon fırsatlarını yakalayıp, uygulamaya
geçirmelerinde yardımcı olacak araçlarla tanışmalarını
ve inovasyon yaklaşımını bir yönetim fonksiyonu olarak
benimsemelerini sağlamaktadır.
“İnovasyonu Yaşamak” programı, yaratıcı olma
cesaretinizi hayata geçirebilmek, ve bu potansiyeli
yüksek iş sonuçlarına ve yönetilebilir sistematik bir
sürece dönüştürmek için sizin yolunuzu açacaktır.