Bilgi Merkezi

Karar Alma

22.07.2016

Karar alma, yapılacak şeyleri tanımlamak için, birey ve takımların ellerindeki bütün kaynakları ne kadar etkili şekilde kullandıklarını içerir. Sağlıklı ve kararlı biçimde harekete geçmenin iki anahtarı şunlardır:

      1. Kararı kim alırsa alsın ya da hangi koşullarda alınırsa alınsın, onu destekleyecek güçlü ilişkilerin varlığı 

      2. Kararın ne kadar etkili olduğunu ölçmek için, ölçütlerin baştan belirlenmiş olması 

Bütün gerçekler, veriler, deneyimler ve ölçütler herkesin destekleyeceği bir karara varmak için açıklık ve nesnellikle araştırıldığında, karar işbirliği ile alınmış olur. Bu, herkesin karar sürecine katıldığı anlamına gelmediği gibi herkesin aynı fikirde olduğu anlamına da gelmez; ancak herkes seçilen yolu destekleyebilir. 

Sağlıklı Karar Almanın Özellikleri 

“Takımın karar alması” fikri, çoğu kez bir kararı neyin sağlıklı yaptığı konusunda yanlış anlamalara yol açar; sağlıklı takım kararlarının tek yolunun, her üyeyi zincirin her adımında işin içine katmak olduğu sanılır. Bu yalnız çok zaman almakla kalmaz, insanları fazla dağıtarak kilit kaynakların boşa harcanmasına da neden olur. Yalnız karara katkısı olabilecek deneyim ve beceri sahibi kişilerin katılması gerekir.

Bir başka yanlış anlama da tek başına alınan kararların hiçbir zaman sağlıklı olmadıklarıdır. Krizlerin çıktığı ve çabuk harekete geçmenin hayati öneme sahip olduğu hızlı tempolu iş dünyasında, bu fikir de gerçekçi değildir. 

Sağlıklı karar alma pek çok biçimde olabilir ve bu takımların büyüklük ve yapısına, takımın güç ve otoriteyi kullanma ölçütlerine ve alınacak kararın karmaşıklığına göre değişir. İşbirliği içeren kararlar bire-hiç (yalnız başına alınan) kararları, iki kişi arasındaki bire-bir kararları, bütün takımın katılımıyla alınan bire-hep kararları ya da ikiden fazla kişinin, üyelerin hepsi olmadan aldıkları bire-bazı kararları içerebilir. 

Sağlıklı karar almanın anahtarı, doğru kararı almak için gerekli bütün kaynakları kullanmaktır. 

İşbirliği içeren karar alma, karşılıklı güven ve saygının paylaşıldığı takımlarda doğal olarak ortaya çıkar. Bireylerin aynı fikirde olmadıkları bir kararı desteklemelerinin nedeni, sürece doğrudan ya da dolaylı olarak katkıda bulunmuş olmalarıdır. Her ne kadar doğrudan katılım, bağlılığın gelişmesi açısından etkili ise de her zaman mümkün ya da şirketlerin çoğundaki hızlı tempo ve zaman baskıları nedeniyle pratik değildir. Güçlü ilişkiler, karar için sorumluluk taşıyan kişiler arasında ortak güven oluşturarak, sürekli doğrudan katılma ihtiyacını azaltır. 

Takımlar sürekli karşılıklı güven, saygı ve içtenlik temeline dayalı olarak çalışırlarken, harekete geçen kişi bilgili bir karar verir. İlgililerle iletişimde bulunur ve kararı resmin bütününü düşünerek alır. Bunun anlamı eğer bir kararın birisini etkileyeceğini biliyorsa, o kişiye en kısa zamanda bilgi vererek, gerekçeleri açıklamasıdır. 

Bütün görüşleri göz önüne alan bu basit fakat önemli adım,  takım içi ilişkilerin bire-hiç kararlardan zarar görmesini önler. 

İnsanların, işbirliği ile karar almaya yönelik göstermelik çabaların hemen farkına vardıklarını unutmayınız. Sadece bir toplantı düzenleyip onlardan önerilerini istemek, insanlarda otomatik olarak bağlılık yaratmaz. İnançlarının, değerlerinin göz önüne alındığına da inanmaları gerekir. 

Kalıcı bağlılık yaratabilmek için, liderler ve takım üyeleri katılım istemekle kalmamalı, bütün bilgileri nesnellik ve dürüstlükle ele alıp değerlendirmelidir. Sadece bunu yapar gibi yapmak daha fazla kırgınlık ve öfke yaratır, çünkü yalnız fikirlere aldırış edilmemekle kalınmamış, onları ileri sürmek ve savunmak için zaman ve çaba harcandıktan sonra yapılmıştır. 

Karşılıklı destekleyici ilişkiler, olası zararları gidermek için gerekçelerin açıklanmasını çok kolaylaştırır. Varsayımlar paylaşılıyorsa, herhangi bir üye doğrudan danışma gereksinimi duymadan, bütün takımı düşünerek bir karar alabilir.